Amazon'un kalbinde tarihi fırsat kaçtı mı? İşte COP30'un perde arkası ve alınan kritik kararlar
İşte COP30'un perde arkası ve alınan kritik kararlar
Dünyanın gözü kulağı Brezilya'nın Belém kentindeydi. Amazon yağmur ormanlarının yanı başında kurulan masada beklentiler büyüktü ancak sonuçlar tartışma yarattı. ABD'nin katılmadığı, petrol devlerinin frenlediği COP30'da fosil yakıtlar konusunda beklenen devrim gerçekleşmese de, "İklim Yalanlarıyla Mücadele" konusunda tarihi bir imza atıldı.
Brezilya'nın ev sahipliğinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP30), şiddetli siyasi rüzgârların gölgesinde sona erdi. Zirvenin Amazon yağmur ormanlarına olan yakınlığı, küresel kamuoyunda "doğa için tarihi bir dönüm noktası" beklentisi yaratmıştı. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın karizmatik liderliği ve iddialı çıkışları bu umudu beslese de, Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı alan ABD'nin zirveye delegasyon göndermemesi masadaki dengeleri kökünden sarstı. İki hafta süren yoğun diplomatik trafiğin ardından ortaya çıkan tablo, kimileri için "ahlaki bir başarısızlık" kimileri içinse "gerçekçi bir başlangıç" olarak yorumlandı.
Fosil yakıtta "Büyük Dönüşüm" başka bahara kaldı
Zirvenin resmi gündeminde yer almamasına rağmen, toplantıların ana maddesi hızla "fosil yakıtlardan çıkış" konusuna evrildi. İngiltere, Almanya ve Hollanda'nın başını çektiği 90'dan fazla ülke, bağlayıcı olmasa da her ülkenin kendi çıkış takvimini belirleyeceği bir yol haritası oluşturulması için bastırdı. Ancak beklenen olmadı. Suudi Arabistan başta olmak üzere petrol zengini ülkelerin sert muhalefeti sonucunda, fosil yakıtlara veda edilmesine dair tüm ifadeler son anda metinden çıkarıldı.
Conflict and Environment Observatory'den Doug Weir, bu sonucu iklim krizinden en çok etkilenen topluluklar için "ahlaki bir başarısızlık" olarak nitelendirdi. Weir'e göre, fosil yakıt yol haritasının rafa kaldırılmasıyla Dubai'deki zirveden bu yana bir arpa boyu yol gidilemedi ve dünya artık çok daha dik bir yokuşla karşı karşıya.
Resmi masada ret, arka kapıda ittifak
Resmi sonuç bildirgesi olan "Global Mutirão" metninde fosil yakıtlar yer bulamasa da, diplomatik kulislerde analistler "zemindeki jeolojik tabakaların kaydığını" belirtiyor. Yaklaşık 200 ülkenin oybirliğini gerektiren BM süreci tıkanınca, değişim isteyen ülkeler kendi ittifaklarını kurma yoluna gitti. Kapanış konuşmasında Lula da Silva, 85'ten fazla ülkeyi temiz enerjiye geçiş planlarını gönüllü olarak açıklamaya davet eden yeni bir çalışma grubu kurduklarını duyurdu. Ayrıca sivil toplum kuruluşları, Brezilya'daki bu tıkanıklığın, BM sürecinden bağımsız ve bağlayıcı bir "Fosil Yakıt Anlaşması" ihtiyacını her zamankinden daha fazla doğruladığını savunuyor.
Dünyanın ilk "Gerçek COP"u ve dezenformasyon savaşı
COP30'un en net başarısı ise belki de en az beklenen yerden geldi: İklim dezenformasyonuyla mücadele. Devletler, tarihte ilk kez bilgi bütünlüğünü korumayı ve iklim bilimine yönelik manipülasyonlarla savaşmayı resmen taahhüt etti. Avrupa Parlamentosu eski başkan yardımcısı Heidi Hautala, bu kararı "kamuoyunu manipülasyondan korumak için atılmış dev bir adım" olarak yorumladı. Bu uzlaşı, büyük teknoloji şirketleri ve reklam endüstrisi için de şeffaflık adına güçlü bir siyasi sinyal niteliği taşıyor.
Amazon'da ormansızlaşma planı yapılamadı
Zirvenin en büyük ironisi ise ev sahibi Amazonlar ile ilgiliydi. Brezilya Çevre Bakanı Marina Silva'nın tüm çabalarına rağmen, ormansızlaşmayı bitirecek yol haritası ana anlaşma metnine giremedi. Bu maddenin, fosil yakıt kısıtlamalarıyla ilişkilendirilmesi nedeniyle petrol ülkeleri tarafından bloke edildiği belirtiliyor. Ancak teselli ikramiyesi olarak Brezilya, BM kapsamı dışında "Tropikal Ormanlar Sonsuza Dek Fonu"nu devreye aldı. Almanya ve Norveç'in milyarlarca euroluk destek sözü verdiği bu fon, ağaçlarını kesmeyip koruyan ülkelere doğrudan finansal destek sağlamayı amaçlıyor.
Finansmanda hedef 2035'e ertelendi
Gelişmekte olan ülkelerin iklim felaketlerine karşı direnç kazanması için hayati önem taşıyan "uyum finansmanının" üç katına çıkarılması karara bağlandı. Ancak 120 milyar dolarlık bu hedefe ulaşılması için belirlenen tarihin beş yıl ötelenerek 2035'e bırakılması tepki çekti. Uzmanlar, "yanan veya sular altında kalan topluluklar için bu ertelemenin bir hakaret olduğu" görüşünde birleşiyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres ise zirve sonunda yaptığı açıklamada, bilimsel gerçekler ile siyasi kararlar arasındaki uçurumun "ürkütücü derecede geniş" olduğunu itiraf etti. Şimdi gözler, önümüzdeki yıl Nisan ayında Kolombiya ve Hollanda'nın ortaklaşa düzenleyeceği konferansa ve ardından Türkiye'de yapılması planlanan, başkanlığını Avustralya'nın üstleneceği COP31 zirvesine çevrildi. Fosil yakıt tartışmasının COP30'da bitmediği, aksine yeni bir boyut kazandığı kesinleşmiş oldu.